17 01 2011

dört mum

Dört mum yavaşca yanıyordu. Ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu. İlki söyledi: ‘’ ben barışım!" Artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor sanıyorum söneceğim. " Alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. İkincisi söyledi: ‘’ ben inancım!" neredeyse herkez benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok’’ Konuşmayı bitirdiği zaman bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. Üzgünce üçüncü mum sırası gelince konuştu: ” ben sevgiyim!" yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. İnsanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. Kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular " Ve hiç zaman yitirmeden söndü. Ansızın... Bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür ”neden yanmıyorsunuz sizin sonuna kadar yanmanız gerekir " Bunu söyleyerek çocuk ağlamaya başlar. Ardından dördüncü mum söyler: ”korkma ben hala yanıkken diğer mumları yeniden yakabiliriz "ben umudum!’’   MUTLU YAŞAMANIN 10 ANAHTARI   Her ülkenin binlerce atasözü var, özdeyişi var. Bunlar birikimlerin hap halinde ifade edilmiş şekli.  Ünlülerin, toplumları etkileyen kişilerin özdeyişleri var, çoğu zaman yazarlar anlatmak istedikleri konuya giriş yaparken "ufuk açma" niyetine alıntı yaparlar. Philip E. Humbert adlı bir psikiyatri profesörü, "İnsanlara mutlu yaşamın anahtarını 10 kuralda toplayacak olsam, hangi deyişleri seçerdim" diye kapsamlı bir çalışma sonrası bir liste &cce... Devamı

17 01 2011

BİR BARDAK SÜT

  Şuna alışmak zorundayız: Hayatımızın en önemli kavşaklarında trafik ışıkları yoktur. Ernest Hemingway     ÇOCUKLUĞUM   Ve en çok seni özledim ben. Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni. Her teyzeyi annen gibi sevmeni. Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni. Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu. Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği. Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı. Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı.Seni bir kez daha görmek isterdim... hiç konuşmadan.. kısa pantolonlu siyah beyaz halini.. bir lokma boyunu.. diz çöküp yere sımsıkı...ama çok sıkı sarılmak sana.. gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi sana kim olduğumu söylemeden...arkama bakmadan ağladığımı sana göstermeden seni çok özledim ama çok özledim çocukluğum! !   Ceyhun Yılmaz   BİR BARDAK SÜT Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı. Yiyecek bir şeyler yerine "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca. Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana. Genç bayan, "Borcunuz yok"... Devamı

16 01 2011

kanaviçe

... Devamı

15 01 2011

insanı düzelttiğim zaman....

  Adam,bir haftanın yorgunluğundan sonra  Pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı  ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü.  Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi  ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu.  Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden  bir bahane uydurması gerekiyordu.  Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.  Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı  ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi sonra düşündü: -Ohh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez. Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve “baba haritayı düzelttim,artık sinemaya gidebiliriz”dedi. Adam önce inanamadı ve görmek istedi.  Gördüğünde de hala hayretler içindeydi ve bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk şu cevabı verdi: - Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı. İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.     ÇOCUKLAR :) Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak: -Ne var sizin karnınızda teyze, Kadın: -Çocuğum var evladım, diye cevap verir. -Sizin çocuğunuz mu? -Evet -Onu seviyor musunuz? -Evet -Çok mu seviyorsunuz? -Evet evladım. -Öyleyse neden yediniz:))))    Sen kaç istediğin kadar. ... Devamı

12 01 2011

yalnızlık seyri-Kıvılcım Kalay

    AĞUSTOS BÖCEĞİ Bir ağustos böceği, doğmadan önce toprağın altındaki bir larvada ortalama olarak 12 yıl bekler.  Evet, tam 12 yıl...  12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanin ömrü adında yazılıdır: Ağustos.  Yani topu topu bir ay...  Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir.  Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir.  Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay... Buldun, buldun... Bulamadın, bir daha yok.  Siz olsanız çalışır mıydınız :)   Sunay Akın  YALNIZLIK SEYRİ  Sevdiklerinizden hızla uzaklaştığınız demler oldu mu? Kimseye tahammül edemediğiniz, anlatılanları dinlemeyemediğiniz, içinizdekileri dillendiremediğiniz … Laf ı güzahtan ibaret cümlelerle bezdiğiniz … Ben bu demdeyim … Yalnızlık seyrindeyim. Sırtımdaki sorumluluk yüküyle hep tatlı olma, hep iyi olmalardan yorulduğumda kapısını çalarım yalnızlık perisinin. Gülümseyerek açıp ” hoş geldin” der. " Çok yorulmuşsun yine. Ellerin kanıyor, ayakların çizik çizik …" " Dayanacak kimse bulamadım " derim. " Sevdiklerimi terk edip geldim ve kiminin canını acıttım sana gelirken. Akıllarında bir ben bırakmak istemedim terk ederken. Bilirsin vedaları sevmem ama nudistler gibi olmalıydım seninle bütünleşirken." " Öldü " desinler ," kötü " desinler, hayatımdan gitsinler. " Yorgunum yalnızlık perisi, bana bir döşek göster ! "... Devamı

10 01 2011

GÜL ve Kül

  Öğrendim ki; Birdenbire bastıran kış, sakladığınız sıcacık bir sevgi varsa üşütmüyormuş sizi … Baktığınız her yerde ısıtıyormuş izi … Öğrendim ki; Kilometreler milimetrelermiş içinizdeki adamla. Ve yokluğunda bile umman oluyormuşsunuz damla damla … Öğrendim ki; Sabahları gülümsemek için hatıraları örtmek yetiyormuş üstünüze.  Ve tüm siyahlar beyaz geliyormuş gözünüze … Öğrendim ki; Ten ruhun örtüsüymüş, hepsi bu, Gölgede kalıyormuş kaşı, gözü ve burnu … Öğrendim ki; Küllerinden de doğabilirmiş insan, Bağışlayıp unutmakmış gerçek aşka yakışan Ve öğrendim ki; Vuslatlar bazen mahşerde yanar Koşulsuz da büyürmüş yüreğinizde çınar … Kıvılcım Kalay Al yalnızlığını gel, sıkılmayız.. Senin yalnızlığın benim yalnızlığımla konuşur, biz ikimiz susarız..   Üşüyorum, Hava soğuk falan işte.. Sıkı sıkı giyindim ama yine de.. Anla işte mevzu kış değil; Sen Yoksun..   Kimse dokunmamıştı ruhuma sen gibi! K/alsaydın , g/itmeseydin el gibi..    Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle..  Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil,  kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup  yeni bir gül olduğunu hatırla...!  [HZ.MEVLANA]     ‎"Aynı kağıdın arka ve ön yüzleri gibiyiz.  Sonsuza dek beraber; ama hiçbir zaman birbirlerini görmeyen". [Aziz Nesin]     — Ona (!) niçin âşıksın? — Ona âşığım. Çünkü…. Bu soru bağlamında ‘çünkü’ diyen biri ... Devamı

08 01 2011

iyimsermisiniz-kötümsermi???

  İşim gücüm budur benim, Gökyüzünü boyarım her sabah, Hepiniz uykudayken. Uyanır bakarsınız ki mavi. Deniz yırtılır kimi zaman, Bilmezsiniz kim diker; Ben dikerim. Dalga geçerim kimi zaman da, O da benim vazifem; Bir baş düşünürüm başımda, Bir mide düşünürüm midemde, Bir ayak düşünürüm ayağımda,  Ne haltedeceğimi bilemem. Orhan VELİ THEGODISNOWHERE Büyük gazetelerimizin birinde yöneticilik semineri veren bir uzman, Türklerin dünyadaki en kötümser milletlerden biri olduğunu iddia etmiş. Bunu kanıtlamak için de küçük bi test yapmış. Tahtaya aynen şu şekilde, kelimeleri bitişik olarak bir cümle yazmış:  "THEGODISNOWHERE" Bir kaç saniye sonra da tahtayı silip katılımcılardan okudukları cümleyi yazmalarını istemiş. Salondakilerin hepsi bu cümleyi önlerindeki kağıtlara, "THE GOD IS NO WHERE" diye yazmışlar. Yani, "Tanrı hiçbir yerde değildir" şeklinde. Uzman , " Tam beklediğim gibi " diye mırıldanmış. Çünkü Batı ülkelerindeki yapılan seminerlerde katılımcılar, bu cümleyi şöyle okurlarmış: "THE GOD IS NOW HERE!" Yani, "Tanrı şu an bizimle!" KAYNAK:EDEBİ HAYAT.FACEBOOK   BENDE AYNEN THE GOD İS NO WHERE OLARAK OKUDUM.KARAMSAR BİRİ DE DEĞİLİM HALBUKİ. ŞÜPHELENDİM ŞİMDİ. SİZ NASIL OKUDUNUZ??        GERÇEK İYİMSERLİK Gerçek iyimserlik, problemlerin farkındadır ama çözümleri de bilir. Zorlukları görür ama üstesinden gelineceklerine de inanır. Olumsuzlukları yakalar ama olumlulukları da vurgular. En köt&... Devamı